30 Temmuz 2013 Salı

İznik Çini Makyaj Aynası Kalyon Motifli


Hediye İznik Çini Makyaj Aynası Kalyon Motifli Desenli



İznik Çini Makyaj Aynası Kalyon Motifli



29 Temmuz 2013 Pazartesi

Gül Desenli İznik Çini Tabak

Çini Desenlerine Eşsiz Bir Örnek.
Güllerle Bezenmiş İznik Çini Tabak, Bildiğiniz gibi gül Peygamber sevgisini simgelemektedir bu İznik çini tabağımız da da gül desenleri ön plana çıkmaktadır.


Gül Desenli İznik Çini Tabak

28 Temmuz 2013 Pazar

Balik Desenli İznik Cini Tabak 30cm

Çini Tabak 30cm Sazan Balıkları Desenli, Osmanlı zamanında İznik gölündeki sazanları tasvir etmek için üretilmiş sanat eseri bir ürün.

Osmanlı Tuğrası Ve Haliç Deseni

Osmanlı Tuğrası Ve Haliç Desenli İznik Çini Tabak 30cm , Kadife kaplı şık ahşap kutusunda. Hediye götürdüğünüz kişiye özel bir sunum.


Osmanlı Tuğrası Haliç Deseni

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Cini Kırmızı Köpekler Lale desenli

Çini Kırmızı Köpek Bibloları, El işi Lale desenli kırmızı köpekçikler vitrininizin yeni yüzü,en tatlı hediyeniz.




Kaplumbağa Terbiyecisi Çini Tabak Deseni

Kaplumbağa Terbiyecisi Çini TabakOsman Hamdi Bey'in çiziminden eşsiz bir eser 30cm çini tabağa sizin için işledik.


       

26 Temmuz 2013 Cuma

Gelenksel İznik Cinisi Kalyon Motifli Cini Tabak Deseni

Geleneksel İznik Çinisi Kalyon Motifli Çini Tabak,
Kalyon motifi Osmanlı döneminden günümüze kadar çinide bolluk ve bereketi temsil eder.
Ebat: 30 cm

       

25 Temmuz 2013 Perşembe

Küpeye Siyah Haliç Deseni

Kırmızı Zemine Siyah Haliç Kırmızıyı çok sevenlere. Sanat eseri bir çalışma.


24 Temmuz 2013 Çarşamba

Çini Tabak 30cm Sazan Balıkları desenli

Çini Tabak 30cm Sazan Balıkları, Osmanlı zamanında İznik gölündeki sazanları tasvir etmek için üretilmiş sanat eseri bir ürün.

Sazan Deseni

23 Temmuz 2013 Salı

Karanfil desenli Yeni Bahar Motifli İznik Çini Tabak

Karanfil desenli Yeni Bahar Motifli İznik Çini Tabak 25cm, tamamen el iş olan bu çalışma kesinlikle bir sanat eseri.

Karanfil Yeni Bahar


22 Temmuz 2013 Pazartesi

İznik Çini Tabak Gül Desenli

İznik Çini Tabak Gül Desenli 30cm, Peygamber sevgisini simgeleyen gül desenleri ile bezenmiş sade ve zarif bir eser.
Gül Desenli

21 Temmuz 2013 Pazar

Şam İşi Desenli İznik Çini Tabak

Çini Tabak Şam İşi 30cm , En çok ev hediyelerinde tercih edilen şam işi İznik çini Tabak.



Karanfiller Örnek Çini Desenleri

Çini Tabak Karanfiller Desenli Hediyelik İznik Çini Tabak 30cm Kırmızı Karanfiller sevgiyi temsil eder. 



20 Temmuz 2013 Cumartesi

Cennet Bahçesi Desenli İznik Çini Tabak

Karışık çiçek motifleri ile süslenmiş bu tabağımız görsel olarak ben buradayım der gibi sanki. Cennet Bahçesi Hediye İznik Çini Tabak.



19 Temmuz 2013 Cuma

Rüzgarlı Bahçe Deseni

Rüzgarlı Bahçe İznik Çini Tabak, Lale ve Güller bir taraftan esen rüzgar nedeniyle yana yatık kenarlarda gökyüzü tabiri ile haliç motifleri.

Çini Nasıl Yapılır

Çini Tabak

Çini Nasıl Yapılır?

Çini nin üretimi için ilk önce çamuru oluşturmak gerekir bu çamur nasıl hazırlanır;
Kuvars, kaolen, tebeşir ve kum gibi doğada bulunan malzemeler karıştırılarak çamur hazırlanır bura da bir bilgi vermek isterim, kuvars yarı değerli elementtir öğütülüp taş haline gelmesi oldukça zahmetli ve pahalı bir işitir İznik çinisinin en önemli özelliğinden biriside çamurunda ki kuvars oranıdır Kütahya çinisinde kuvars yerine kil kullanılmaktadır. Hazırlanan çamur öğütülüp yabancı maddelerden arındırılır ve şekil verilir daha sonra kurumaya bırakılır kuruma süresi 15 gün ila 30 gün arası değişir. Daha sonra astarlama işlemine geçilir bisküvinin kıvamı burada önemlidir kuruyan bisküvi astarlama işleminden sonra gözümüzün akı gibi saf ve beyaz olur, bu beyaz zemin Türk çini-ciliğini diğer seramiklerden ayıran bir özelliktir.
Hazırlanan ürünler yaklaşık 850-1000 derecede 24 saat te yakın bir sürede yavaş yavaş pişirilir bu ilk pişirmedir.
Bisküviler fırından çıktıktan sonra zımparalanır üzerindeki zemin düz pürüzsüz olmalıdır, daha sonra
işlenecek ürün kara kalemle çizilen bir saydam kağıt ile kaplanır iğne delikleri ile delik olan bu kağıt kömür tozu dökülerek desen yerleri işaretlenir. Ürünün üzerin de ki
kontürlere en başta kobalt ve siyah çini boyasıyla çizim işlemi yapılır işlem tamamlandıktan sonra çini deseni için istenilen (uygun) boyalarla boyanır daha sonra ürünümüz sır ile sırlanır(çamsı yapı). Şimdi sıra geldi 2. Kez fırınlanmaya parçalar dikkatlice birbirine değmeden fırınlanır yavaş bir şekilde pişirilir 800- 1200 derece daha sonra ani ısı değişimlerinden olacak çatlaklar önlenmesi için çok yavaş bir şekilde soğumaya bırakılır. Ve fırından çıkarttığımızda sanat eseri çini ürünümüz karşımızdadır.

18 Temmuz 2013 Perşembe

Haliç Ve Laleler

Haliç desenleri içinden yükselen laleler Deseni Özel üretim Hediye İznik çini tabak 25cm.


 

Hayat Ağaçı Zümrüdüanka Kuşu Deseni


El İşi Hediye İznik Çini Tabağımızda Yaşamın Simgesi Hayat Ağacı Ve Dallarında Zümrüdüanka Kuşu. Kırmızı ve Beyaz rengin uyumunda arka planda turkuaz renk müthiş bir görsel şölen.

ÇİNİ’NİN TARİHÇESİ



Çini süsleme sanatının tarihi geçmişi orta Asya ve doğu Türkistan toprakları üzerinde ilk Müslüman Türk devletini kuran Karahanlılar ( 840 – 1212 )  dönemine ait yapılara kadar uzanmaktadır. Karahanlılardan sonra Büyük Selçuklu (1038 – 1194 ) ve özellikle Anadolu Selçuklu devletin( 1210 – 1271 )de çini süslemeleri çok yaygın olarak kervansaray, medrese, saray, türbe, cami gibi çok çeşitli mimari yapılar üzerinde büyük gelişme göstererek varlığını sürdürmüştür.
Anadolu Selçuklu mimarisinde mozaik çini tekniği kullanılmıştır. Bu teknikte mor, yeşil, lacivert ve firuze gibi renklerde hazırlanıp sırlanmış çinilerden istenilen şekilde kesilmiş parçalar alçı zemin üzerinde bir araya getirilmek suretiyle hazırlanıyordu. Köşk ve saraylarda ise altıgen, yıldız, kare gibi geometrik levhalar kullanılmıştır. Dini yapılarda da geometrik yapıların yanında soyut bitkisel motifli dallara yer vermişlerdir. Ayrıca, Anadolu saraylarındaki çini süslemelerinde değişik pozisyonlarda av hayvanları, kuşlar, çift başlı kartal gibi aralarında efsanevi yaratıkların da bulunduğu zengin bir figür koleksiyonuna rastlamak mümkündür. Anadolu Selçuklu döneminde çini süslemenin merkezi Konyaolmuştur. Konya’daki mimari yapıları süsleyen çinilerden;
Alâeddin Cami’nin mihrabında ve kubbeye geçiş bölgesinde bulunan çini süslemeleri, Sırçalı Medrese’nin (1243) eyvanındaki mozaik çini süslemeleri, Selçuklu döneminde mozaik çini sanatının ulaştığı en üst düzeyi gösteren ve mozaik çinilerin bilinçli bir biçimde yerleştirildiği Konya Karatay Medresesi (1251),Bitkisel motiflerin daha geniş alanları kapladığı Sahip Ata Camii ve Külliyesi (1258-1283),gibi mimari yapılar Konya’daki Selçuklu çini sanatının seçkin örneklerindendir.
Sivas’taki Gök Medrese (1272),  Ankara’daki Arslanhane Camii, Çay kasabasındaki Taş Medrese (1278), Tokat’taki Gök Medrese, Selçuklu mozaik çini sanatının 13.yy. sonuna doğru ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından önemli mimari eserlerdendir.
Kayseri Keykubadiye (1224-26) ve Beyşehir Kubat Abad (1226-37) saraylarında ise kare, sekiz köşeli yıldız ve haçvari çini levhalar, sır altına boyama ve sır üstüne madeni parıltı veren perdah tekniği ile yapılmışlardır.
Keykubadiye Sarayı’nda geometrik motiflerin yanında, firuze sır altına siyahla helezonlar yapan kıvrık dallı süslemelerin bulunduğu kare çiniler de kullanılmıştır. Beyşehir’deki Kubat -Abad Sarayı ise çok sayıda figürlü çini içeriyordu. Perdah tekniği bu yapıda da kullanılmıştır. Bu teknikte desen, mat beyaz ya da mor ve firuze sırlı çininin üstüne gümüş ya da bakır oksitli bir karışımla işleniyor, çini alçak bir ısıda yeniden fırınlanıyordu. Böylece, oksitlerdeki maden karışımı ince bir tabaka halinde çini yüzeyindeki süslemeyi kaplıyordu. Haçvari çiniler arasına yerleştirilen sekiz köşeli yıldız biçimli levhalar, çok çeşitli insan ve hayvan figürlerini içeriyordu. Bu örnekler, Selçukluların dünyasal ve sembolik anlamlarla zenginleşen bir tasvir anlayışını sergilemektedir.
Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı devleti (1299–1922) ’nin kuruluşu ile yeni bir dönem başlamıştır. Beylikler döneminde çini’nin kullanımı, Selçuklulardaki kadar parlak değil ise de. Eşref oğlu Beyliği’nin Beyşehir’deki Camii (1299) ve bitişiğindeki türbe, Aydın oğlu Beyliği’nin Birgi Ulu Camii (1313),      Selçuk’taki İsa Bey Camii (1374) ,Karamanlı Beyliği’nin Konya ‘daki Has bey Darülhıffazı (1421) nın bu dönemin en önemli mozaik çini süslemelerine sahip mimari eserlerindendir.
Osmanlı döneminde mozaik çini tekniğinden vazgeçilerek, sır altı boya ve sır tekniği ön plana çıkarılmıştır. Ayrıca saray nakkaş hanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve bunlardan yeni desenler üretilmeye başlanmıştır.     Osmanlılarda çini sanatı başlangıcından beri çeşitli tekniklerin uygulanması ile büyük bir aşama ve zenginlik göstermiştir. Hatayili kompozisyonlar ve şakayık gibi Uzak Doğu kökenli desenler çini sanatına katılmıştır.  Ayrıca, mevcut kullanılan renklere kırmızı Fıstık yeşili, beyaz, sarı, eflatun ve kahverenginin de ilave edilmesiyle kullanılan renk sayısı daha da artırılarak İznik çinileriyle yeni bir dönem yaşanmaya başlanmıştır
İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii’nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır  Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Camii ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii’nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472)  görülmektedir. Bu dönem çinilerinde genellikle lacivert, mavi, türkuaz ve siyah renkler kullanılmıştır.     16 ncı yy.da İznik’te üretilen çinilerde kalite ve desen üretimi bakımından büyük gelişmeler kaydedilerek Türk çini sanatının en parlak dönemi yaşanmıştır.
Edirne Muradiye Camii’nin (1436) çinileri ise, ilk dönem Osmanlı çini sanatında çininin gelişimini sergiler. Caminin mihrabı, saydam renksiz sır altına mavi-beyaz teknikli çinilerin renkli sır tekniği ile birlikte kullanımıyla oluşan teknik bir aşamayı göstermektedir. Mihrap içindeki düğümlü şeritlerle çevrelenmiş zengin Rumili kıvrımlarda dönemin tezhip ve     kalem işi süslemeleri ile bütünleşen bir üslup birliği sezilir. Bunun yanında, çoğu Uzak Doğu kökenli çeşitli bitkisel süslemeler, kompozisyonlara zenginlik katar. Sır altına mavi-beyaz süslemeli
altıgen çini levhalar, aralarına yerleştirilmiş olan üçgen biçiminde firuze renkli çini levhalarla birleşerek duvarları kaplar.
Edirne Üç şerefeli Cami’nin (1437-47) avlusunda yer alan iki çini alınlıktaki levhalarda şeffaf sır altına uygulanmış mavi-beyaza firuze ve eflatunun da katıldığı görülmektedir. Küçük çiçekler, lehezonlar yapan kıvrık dallar ve yazılı kitabeler, bu yapıdaki süslemenin ana desenleridir.
15. yüzyılın renkli sırla boyama tekniği, 16. yüzyılda, özellikle de İstanbul’da sürer. Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi’nin (1522) çinilerinde, renkli sırla boyama tekniğinde sırsız bırakılan boş alanların fırınlandıktan sonra kırmızı boya ile boyanarak renklendirildiği anlaşılmaktadır. Şehzade Mehmed Türbesi’nin (1548) içini kaplayan çini süslemelerde ise sütunlar, başlık ve kaidesini içeren mimari formlar görülür.
16. yüzyılın ikinci yarısından sonra tüm teknikler terk edilir. Yalnızca  sıratlı  diye adlandırılan teknik kullanılmaya başlanır. Bu teknikte çini levhalara önce bir astar çekilir, sonra istenen örnek dış çizgileri ile çizilir ve içleri arzulanan renklere boyanır. Hazırlanan çini levha, sır içine daldırılıp kurutulduktan sonra fırına verilir. Fırında ince bir cam tabakası halini alan saydam sırın altında tüm renkler parlak bir biçimde ortaya çıkar. Bu dönemde ayrıca renklere ancak yarım yüzyıl kadar sürecek olan orijinal bir mercan kırmızısı da katılır. Çok kaliteli bir teknik ve zarif bir desen anlayışı ile yapılan bu çinilerde, artık natüralist bir anlayışla çizilmiş lale, sümbül, karanfil, gül ve gül goncası, süsen ve nergis gibi çeşitli çiçekler, üzüm salkımları, bahar açmış ağaçlar, servi hatta elma ağaçları, üstün bir yaratıcı güçle kompozisyonları zenginleştirir.
İstanbul Süleymaniye Camii’nin (1550-57) mihrap duvarı, kırmızı rengin ilk kez kullanıldığı, bahar açmış dallar ve diplerinden fışkıran lale, karanfil gibi natüralist çiçeklerin yer aldığı çiniler ile yeni üslubu açıkça ortaya koyar
Rüstem Paşa Camii (1561), 16. yüzyılın ikinci yarısında çini sanatına kaynak olacak bütün desenlerin sergilendiği, mihrapların, duvarların, payelerin tümüyle çinilerle kaplandığı gösterişli bir yapıdır.
İstanbul Kadırga’da Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571), çini süslemelerin kubbenin pandantifli geçiş kısmında, pencere alınlıklarında, mermer mihrabın çevresinde duvarda ve minberin külahında yer alması ile mimariyi ezmeyen başarılı bir düzenlemeye sahiptir. Bunun yanında, İstanbul Piyale Paşa Camii’nin (1573) çinili mihrabının süslemeleri, dönemin kumaş desenleri ile olan benzerliği sergiler.
Edirne Selimiye Camii’nin (1569-75) çinileri, 1572 tarihli fermanlardan anlaşıldığı gibi, İznik’e özel olarak sipariş edilmiştir. Bu yapı, çini süslemenin mimari ile bağdaşan, mimari üstünlüğü ezmeyen bilinçli yerleştirilişini en başarılı bir biçimde ortaya koyar
Üsküdar’da Atik Valide Camii (1583) mihrap duvarının iki yanında yükselen çini panolar, vazodan taşan çeşitli çiçekler ve bahar açmış ağaçları ile 17. yüzyıl çini sanatına kaynak olacak güçtedir.
Çini sanatında,17.yüzyılın ilk yarısından itibaren teknik açıdan bir duraklama ve gerileme başlar. Mercan kırmızısı kahverengiye dönüşür, öteki renkler solar, sır altında akmalar görülür. Sır parlaklığını yitirir, çatlaklar belirir, beyaz zemin de kirli ve benekli bir görünüm kazanır. Desenler ise bir süre daha eski güçlerini korumakla birlikte, gittikçe inceliklerini yitirir ve donuklaşırlar. Sağlam siyah dış çizgilerin yerini de ince mavi bir renk alır.
İstanbul Sultan Ahmed Camii (1609-17), Türk çini sanatının en parlak dönemine ait örneklerin toplandığı son büyük yapıdır.. Özellikle üst kat mahfillerinin duvarlarını kaplayan çini panolardan görülen bahar açmış ağaçlar, asma dalları sarılmış servi ağaçları, üzüm salkımları, lale, sümbül, karanfil demetleri, Çin bulutları ile kuşatılmış iri şakayıklar ve sembolik üç top desenleri, yıldızlı geometri geçmeler gibi çok farklı motiflerin ayrı ayrı panolar halinde bir araya getirilmiş olması, bunların toplanmış çiniler olduğu kanısını uyandırmaktadır. Bu yapıda, 16. yüzyıl ikinci yarısı ve 17. yüzyıl başı İznik ve Kütahya çinileri bir arada kullanılmıştır.
Topkapı Sarayı’nın çinileri, Osmanlı çini sanatının tüm dönemlerini toplu olarak gözler önüne serer. Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan, şimdi Arkeoloji Müzeleri bahçesinde yer alan Çinili Köşk (1472), mozaik çini sanatının ilk Osmanlı dönemindeki üslup gelişimini yeni kompozisyon ve renklerle gözler önüne seren anıtsal bir yapıdır.
Topkapı Sarayı’nda, 16. yüzyıl ikinci yarısının en kaliteli çinilerinin bulunduğu bölümlerden biri de Hırka-i Saadet Dairesi’dir. Bahar açmış ağaçlar üzerinde çifte kuşlu panolar, parlak kırmızı rengin geniş bir zeminde kullanılmış olduğunu göstermesi açısından önemlidir..
17. yüzyıl çini sanatının desen açısından henüz yaratıcı gücünü sürdürdüğü Harem kısmında, Valide Sultan ve şehzadeler Dairesi’ndeki çini kaplamalar, vazolardan taşan çeşitli çiçekler ve bahar ağaçları ile mekâna bir cennet bahçesi görünümü kazandırır. 17. yüzyılın bu alandaki bir katkısı da Mekke ve Medine tasvirlerinin Türk çini sanatında yer almasıdır. Böyle bir pano, Valide Sultan ibadet Odası’nda da bulunmaktadır. Bu tür panoların kitabeli olmaları, bunlara belge niteliği de kazandırmaktadır.
Bu dönemde İznik’in gittikçe azalan etkinliğinin yerini, Kütahya almaya başlamıştır. Üsküdar Çinili Cami (1640) mihrabı, minberin külahı ve nişli duvarları ile Kütahya çinilerinin İznik ürünlerini anımsatan başarısını gözler önüne serer. İstanbul Yeni Cami ve Külliyesi’nin (1663) çinileri ise, 17. yüzyılın ikinci yarısındaki teknik gerilemeye rağmen, çok çeşitli desenlerin hâlâ kullanıldığını göstermektedir. Yapının hemen her bölgesinde 
yeşil ,firuze ve lacivert renklerin egemen olduğu çinilere rastlanır.
18. yüzyıl başlarında İznik çiniciliği son bulur Sadrazam Damat İbrahim Paşa, Türk çini sanatını yeniden canlandırmak için girişimlerde bulunmuş ise de İstanbul Tekfur Sarayı’nda, İznik’ten getirilen ustabaşı ve fırın malzemeleriyle İznik çinilerinin benzerleri yapılır. Ancak bu deneme de çok kısa sürer ve 25 yıl sonra Tekfur çiniciliği son bulur.    Kısa ömürlü bu çabanın yanında, Kütahya 18. yüzyıl boyunca tek çini merkezi olarak etkinliğini sürdürmüştür. Ama saray sanatının görkeminden uzak, daha çok halk sanatının şematik üslubuna göre oluşturulmuş çiçek buketleri ve rozetler ortaya çıkmıştır. Üsküdar Yeni Valide Camii (1708), Kütahya Hisar Bey Camii’nin  (1750) yılındaki tamiri sırasında konulan çinileri, Antalya Müsellim Camii (1796) ve Topkapı Sarayı’nın çeşitli yerlerinde bulunan çiniler, bu dönemin özelliklerini yansıtırlar.
Bu özellikler, Neo-Klasik üslubun egemen olduğu 20. yüzyıl başlarında yeni bir canlanmayla değişir. İznik çinilerinin klasik desenlerine dönülerek, başarılı örnekler verilir. Eyüp’teki Sultan Mehmed Reşad Türbesi’nin (1918) içini kaplayan çini panolar, asma yapraklı servi ağaçları, vazodan taşan çiçekler, bahar ağaçları, kırmızı renginde katıldığı renk çeşitlemesi ile bu yeniden canlanışı gözler önüne sermektedir.
Ne hazindir ki, 17.yüzyılın başından itibaren duraklamaya sonra da gerilemeye yüz tutan Osmanlı çini sanatının görkemli örnekleri, küçük çapta da olsa, 20. yüzyıl başında yeniden İznik ve Kütahya da Türk çini sanatının parlak geçmişini anımsatan örneklerle varlığını sürdürmektedir.

Çini Nedir

Kelime manası Çin’e ait (çînî) demek olan çini, günümüzde pişmiş topraktan yapılan sırlı duvar kaplamalarına verilen bir addır. Eski kaynaklarda buna “sırça” veya “kâşî” denildiği görülmektedir. Pişmiş topraktan yapılan çanak çömleğe eskiden, malzemenin cinsine göre “toprak evânî” veya “çini evânî” denilirken; günümüzde topraktan yapılan kullanım eşyasına seramik veya keramik denilmektedir.
Mimariye bağlı olarak gelişen çini sanatı, Anadolu’da Selçuklular’la hayat bulmuştur. Anadolu Selçukluları’nda yapı malzemesi olarak renkli sırlı tuğla, tezyinat malzemesi olarak da renkli sırlı çini belli yörelerde yaygınlık kazanmıştır. Sırlı tuğlalarda ilk zamanlar fîrûze renk hâkim iken, XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren fîrûzenin yanı sıra kobalt mavisi ve patlıcan moru da yer almıştır. Duvarlarda çoğu zaman düz levha halindeki çiniler kullanılırken, kitâbelerde kabartmalı çiniler kullanılmış, kemer, tonoz ve kubbe gibi eğimli satıhlarda ise çini mozaik tercih edilmiştir. XIV. yüzyılın ortalarından XVII. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı’nın çini üretim merkezi İznik şehri olmuştur. İznik ve çevresinde üretilen çiniler genellikle kırmızı hamurludur. XV. yüzyılın ortalarında beyaz sert hamurlu, mavi-beyaz çiniler ortaya çıkmıştır. XV. yüzyılın sonlarında Çin porselenlerinin de etkisiyle, İznik’te olduğu gibi Kütahya’da da beyaz hamurlu, çoğunlukla astarsız, renksiz şeffaf sırlı, mavibeyaz çini üretimine geçilmiştir.
XVI. yüzyılın ikinci yarısında imar faaliyetleri yoğunlaştığı için buna paralel olarak çini kullanımı da artmıştır. Ancak her ne sebeptense XVII. yüzyılın sonlarından itibaren İznik atölyelerinde bir gerileme görülmektedir. Bir ara Damad İbrâhim Paşa’nın gayretleriyle İstanbul’da Tekfur Sarayı’nda çini üretilmeye başlanmışsa da istenilen sonuç alınamadığı için üretimden vazgeçilmiştir. Osmanlı’nın bundan sonraki çini merkezi Kütahya olmuştur.
İznik atölyeleri daha çok saray için üstün nitelikli çiniler üretirken, Kütahya atölyeleri daha çok halkın taleplerine cevap vermiştir. XVIII. yüzyılda Çanakkale’de de seramik üretimi hız kazanmışsa da günümüzde Kütahya atölyeleri geleneği sürdüren ana merkez olmuştur.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Haliç ve Kırmızı Papatyalar


Haliç ve Kırmızı Papatyalar Desenli Çini Tabak, Osmanlı döneminde resim yapmak yasak olduğundan tavaf ı tasvir etmek için üretilmiştir ortada Kabe etrafında tavaf halinde haliç desenleri.




Cennet Bahçesi Çini Deseni


Cennet Bahçesi Desenli İznik Çini Tabak, Lale, karanfil ve güller bir arada bolluğu ve bereketi temsil eder Osmanlıda bu motif cennet bahçesi olarak tasnif edilmiştir. 



Mavi Hatay ağaçı deseni

Mavi zemine beyaz işlemeli Hayat Ağacı Tabak, 
Mavi zemin üzerine işlenmiş beyaz hayat ağacı deseni

Hayat ağaçı deseni

Yaşamın simgesi hayat ağaçı desenli 30cm çini tabak




16 Temmuz 2013 Salı

Baykuş Desenli Çini Makyaj Aynası

Baykuş Desenli Çini Makyaj Aynası, Bilgeliğin ve şansın simgesi baykuş desenli hediye makyaj aynası size şans getirmesi dileğiyle.
Çini Desenleri